İlk Blog Postu

Selam!
Bu yazımda sizlere bu blogu oluşturma sürecimi nedenleriyle birlikte anlatmak istiyorum. Aslında bu benim ilk postum değil daha doğrusu ilk blogum değil. Tam 10 yıl önce ilk blog deneyimimi Bloggerla gerçekleştirdim. 15 yaşımda, kıyafetlerimi kombinler, fotoğraf makinemin zamanlayıcısını ayarlar çekim yapardım. Çektiğim fotoğrafları paylaştığım, alışveriş, trendler, sokak stilleriyle ilgili ağırlıklı olarak moda ve yaşam temalı bir blog: EK STYLE

Ezgi Korkmaz Blog
Ek Style’da paylaştığım fotoğraflardan birini arşivimde buldum 🙂

O dönem idolüm tabii ki The Blonde Salad – Chiara Ferragni’ydi. Onu örnek alarak son derece istekli bir şekilde içerik üretmeye başlamıştım. O zamanlar Türkiye’de durum tabiri caizse ‘dutluktu’… Bizde de çok başarılı moda bloggerları vardı tabii ama sayıları günümüzle kıyaslanamayacak kadar azdı ve gerçekten kaliteli, samimi içerikleri vardı. Hala birçoğu bu işin önde gelenleri olarak devam ediyor. Kimi kendi markasını yarattı, kimi dijital ajansını kurdu kimiyse sektörün önde gelen uluslararası firmaların ilgili departmanlarında kariyerlerine devam etti.



Bir süre, yanlış hatırlamıyorsam 2011 yılında Blogger’a Türkiye’den erişim engeli vardı, ben de dahil birçok kişi blogunu WordPress’e taşıdı. İşte bu benim kırılma noktam oldu çünkü WordPress’e alışamadım – yeni hali de oldukça farklı, hadi bakalım- ve paylaşımlara ara verdim. Daha sonra ilk defa siber zorbalığa uğradım. O zamanki düşüncemle blogu kapatmak kesin çözümdü ve tüm postlarımı silmek zorunda kaldım, bir daha da paylaşım yapmadım.

Neden Tekrar Blog Açtım?

O zamandan beri istikrarlı bir şekilde devam etseydim ne olurdu diye yıllarca düşündüm. O yıllardan tanıdığım insanların gelişimlerini, başarılarını görüp ‘keşke’ dediğim fazlasıyla oldu. Her zaman görsel odaklı ve dijitalde bir şeyler yapmak istedim ve blog bunun için mükemmel bir ortamdı. Bu yüzden aradan zaman geçse de o yolda ilerlememiş olmanın pişmanlığını ara ara yaşadım. Çok farklı yerlerde olabilirdim, gerçekten olmak istediğim yerde. Olmayabilirdim de, bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.
Tek bildiğim tutkuyla yapılan her ne varsa, asla vazgeçilmemesi gerektiği. Bir de zamanın herkes için farklı işlediği. İşte bu yüzden geç ya da erken diye bir şey yok. Beni bir şeyler tekrar 15 yaşımdaki gibi heyecanlandırabiliyorsa benim için doğru zaman tam da şu andır.
Bu sebeple ertelemeden blogumu açtım. Kendi deneyimlerimi, aksini öğrenene kadar doğru bildiklerimi, beğenilerimi ve düşüncelerimi paylaşmak için buradayım.
Biliyorum alışkanlıklarımız değişti, artık okumanın yerini çoğunlukla seyretmek alsa da yapmak istediğim şeyi yapacağım. Bunun verdiği rahatlama ve mutluluğa özellikle şu günlerde bir hayli ihtiyacım var.
Sonuç olarak tekrar ‘Merhaba‘ diyorum, bu sefer kalıcı olmak dileğiyle.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir